Bayramı Bayram Gibi Yaşayalım

-Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. 2019 yılında Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Kurban Bayramınız kutlu olsun!

Sevdiklerimize kavuşacağız, sıla-ı rahim yapacağız derken canımızdan olup sakat kalmayalım lütfen.

Bayramların dinî tarafı, o günlerde yapılacak ferdî ve ictimâî ibadetler, dince gerekli görülmüş veya tavsiye edilmiş davranışlardır. Bu dini kısmın sınırları çizilmemiş, şekilleri belirlenmemiş yönlerine gelince burada dindarların yerel kültürleri; eğitimleri, örf ve âdetleri, zevkleri, ihtiyaçları devreye girer; böyle olunca da farklılıklar ortaya çıkar. Bırakın koca İslam dünyasını -ki, şimdi Müslümanlar’ın bayram yaptıkları coğrafyayı Müslüman ülkeleriyle sınırlamak da mümkün değildir, İslamî bayramlar da bir manada globalleşmiştir; gezegenin her yerinde Müslümanlar vardır ve bayram yapmaktadırlar- bir ülkenin çeşitli bölgelerinde bile farklı bayram âdetleri ve merasimleri  görülmektedir.
Bayram, kurban, teşrik tekbirleri ve diğer merasimler -faraza ezan, minare, cami, selam gibi- dînî sembollerdir (şeâir); din bu motifleriyle kendini gösterir, dimalarda yerleşir ve korunur; semboller korunmazsa din de tehlikeye düşer.

Kurban Bayramı ( Ramazan Bayramı ile ) Müslümanların Mekke’den Medine-i Münevvere’ye hicretinden (622’de) iki yıl sonra 624 yılında ilahi bir armağan olarak verilmiştir. Bu tarihten beri kameri takvime göre her yıl Müslümanlar Ramazan ve Kurban bayramlarını kutlamaktadırlar.

Biz Müslümanlar olarak  bayramlarımızda barışma, kaynaşma ve yardımlaşma gibi hassasiyetlerimizi daha ön plana çıkartırız. Kurban Bayramı’nın temeli olan Kurban’a bu anlayışımızla yaklaşırız.

Hac Suresi’nin 37’nci ayetine baktığımızda kurbanın Allah’a kulluk, O’na bağlılık, emirlerine sadakat, bu yolda fedakârlık olduğun anlıyoruz. Aynı surenin 26’ncı ayetinden de yoksulların pahalı bir besin maddesinden faydalandırılmasının önemini idrak ediyoruz. Vicdan  sahibi herkes bilir ki, halkı Müslüman ülkelerde sadece Kurban Bayramı’nda et yeme imkânına kavuşan milyonlarca fakir vardır.

– ÇOCUKLARIMIZA KURBANI SEVDİRMEK

Burada dikkat edilecek nokta çocuğun hangi gelişim döneminde olduğudur. Çocuk okul öncesi dönem dediğimiz yani 7 yaşına kadar olan dönemde ise henüz soyut düşünme yeteneği gelişmemiştir. Bu nedenle kurbanın kesilmesini ve ölümü kavraması zorlaşacaktır. Hatta sevdiklerine, kendine zarar gelmesi korkusu, uyku düzensizliği gibi bazı psikolojik sorunlar bile yaşanabilmektedir. Ayrıca eğer kurbanlıkla çok vakit geçirmiş onu sevmiş ve bağlılık geliştirmişse kayıp duygusuyla bir hüzün ve acı hissedebilir. İnatlaşarak kurban etinden yemek istemeyebilir, zorlanmamalıdır. Böyle bir durumda kurbanın paylaşım yönü ve etin sağlık için gerekli olduğu söylenebilir. Yine de açıklamalar çocuk için rahatlatıcı yeterli olmayacağından öncesinde dikkatli olunmalıdır.

-Kurban, adanmaktır. İnsanlığın bilgelik, itidal, cesaret, adalet ve muhabbet gibi kadim âlî değerlerine bir adanmışlıktır.

-Kurban, kurbiyettir; yaklaşmak ve yakınlaşmaktır.

-Kurban, garip olana karîb (yakın) olmaktır.

-Kurban, teslimiyettir. Teslimiyet, iyiliğe ve hayra teslim olmaktır.

Kurban, karib (yakın ) garip olana yaklaşmaktır.

– KURBAN ETLERİNİN MUHAFAZA VE TÜKETİLMESİ

Kırmızı etler proteince zengin ve önemli kaynaktır. Etler 75oC civarında pişirilmeli, et proteinlerinin sindirilebilirliği sağlanmalıdır.

Kırmızı etler bazı mineralleri (demir, çinko, selenyum) ve vitaminleri (özellikle B1, B6, B12 ve D vitamini) de içermektedir. Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi, etlerin yanında sebzelerin de tüketilmesi sağlıklı beslenme için gereklidir.

Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya sebzelerle birlikte tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca sebzelerde bulunan C vitamininin etlerde bulunan demir, çinko ve magnezyumun emilimini, vücutta kullanılmasını arttırmaktadır.

Kırmızı et yağı, insan diyetindeki doymuş yağ asitlerinin önemli bir kaynağıdır. Çünkü kırmızı et yağlarındaki doymuş yağ asitlerinin doymamış yağ asitlerine nispi oranı yüksektir.

Doymuş yağ asitleri kalp-damar hastalıklarının gelişmesinde bir risk etkenidir. Etlerde görünür yağlar budanarak yağ miktarı azaltılabilir.

Kurban bayramında şişmanlık, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon, mide rahatsızlığı vb. sağlık sorunları olan bireyler ve yaşlılar beslenme düzenlerine dikkat etmelidir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyonu olan bireyler kurban bayramında, yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, eti kısıtlı miktarlarda tüketmeli, aşırıya kaçmamalıdır.

Etler sindirimi ağır olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki ölüm sertliği geçmeden, olgunlaşma sağlanmadan pişirme, sindirimini de zorlaştırmaktadır.

Et tüketicilerinin karşılaştıkları en büyük sorunlardan bir tanesi de etin olgunluğudur. Etin kalitesi arzu edilen lezzet, yumuşaklık ve sululuk özelliklerinin bir bileşimi olup bunların başarılmasına bağlıdır. Yumuşatma yöntemlerinin başarısı etin sindirilebilir olmasında önemli bir paya sahiptir.

Etlerin sindirimi üzerine çiğnemenin de etkisi bulunmaktadır. Yağsız etlerin maksimum emilimleri için yeterli miktarda çiğnenmeleri gerekmektedir.

Pişirme yöntemi seçileceği zaman etin türüne dikkat etmek gerekmektedir. Kasların yüksek bağ dokusu içerikleri normalde daha az olgunlaşmalarına neden olmaktadır. Bağ dokusu içeriği yüksek etler için nemli bir ısıtma yöntemi, örneğin ağır ateşte pişirme veya sıvıda pişirme (haşlama veya kaynatma gibi) gibi düşük sıcaklıkta uzun bir süre pişirme önerilmektedir.

Kıymetli dostlar bu ikaz ve tavsiyeler ışığında Kurban Bayramımız mübarek olsun. Rabbim nice bayramlara ağız tadıyla erişmeyi nasip etsin. Saygılar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir