BÜYÜK DEVLET (ADAMLIĞI)

Kıymetli dostlar,

Türk Töresinin bir şartı  yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti’nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır.

İslam dini, medeniyeti, birliği, milleti ve devleti aslında bir bütündür. Bu kavram ve olgular, bütüncü bir anlayışla ele alınmalıdır. Tarih ve sosyoloji boyutuyla, tefekkür ve psikoloji temelleriyle, dil ve kültür olgusuyla, eski ve yeni yönleriyle, kitabi ve güncel taraflarıyla anlaşılmalı ve aktarılmalıdır. Yeniden birlik olmak, devlet, millet ve medeniyet atılımı yapmak gerekmektedir. Bunun yolu da bu kavram ve olguları, geçmiş birikimlerimizden yararlanarak yeniden ele almak ve tanımlamaktan, çağdaş düşünceden de yararlanarak günümüze taşımaktan geçiyor. Kendinize isim olarak neden “Büyük Devlet”i seçtiniz deniliyor. Büyük Devlet, son büyük “İslam Birliği” ve “İslam Devleti” olan Devlet-i Aliyye’nin günümüz Türkçesiyle karşılığıdır.

Büyük Devlet, Şemseddin Sami’nin Kaamûs-ı Türkî’sinde şu karşılıklar veriliyor:

  1. Baht, talih, saadet.
  2. Nimet, mevki,

Büyük Devlet, nimet ve saadettir.

Büyük Devlet ve Afet yönetimi

Afetler oluş zamanı belirli olmayan durumlar olduğundan sürekli hazır olunmayı gerektirmektedir. Afet anlarında ve sonrasında hızlı müdahale insan hayatını kurtarmada son derece önemlidir. Olayın gerçekleştiği andan itibaren her türlü yardıma hazır olmak ise ancak iyi bir planlama ile mümkündür. O nedenle ülkemizde önceki dönemlerde yaşanan acı deneyimlerin gelecekte de yaşanmaması için çalışmalar yapılmakla beraber yapılan çalışmalar planların uygulanabilirlikteki düşüklüğü nedeniyle yükseliş trendine girmiştir. Türkiye’de afet sözcüğü ile akla ilk gelen deprem olmakta; ancak afet kavramı Türkiye’nin her bölgesinde farklı şekilde kendini göstermektedir. Afet olgusu kimi bölgelerde deprem, kimi bölgelerde ise kütle hareketleri, çığ veya sel-taşkın olayları olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla alınacak önlemler bölgesel anlamda farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada gelişmiş ülkelerdeki acil durum planlamalarından örnekler verilerek acil durum ve afet yönetimiyle ilgili karşılaştırmalar yapılmaktadır.

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler ise aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Olayın fiziksel büyüklüğü,
  • Olayın yoğun yerleşme alanlarına olan uzaklığı,
  • Fakirlik ve az gelişmişlik,
  • Hızlı nüfus artışı,
  • Tehlikeli bölgelerdeki hızlı ve denetimsiz kentleşme ve endüstrileşme,
  • Ormanların ve çevrenin tahribi veya yanlış kullanımı,
  • Bilgisizlik ve eğitim eksikliği,
  • Toplumun afet olaylarına karşı önceden alabildiği koruyucu ve önleyici önlemlerin ulaşabildiği düzey.

Bu faktörlerden ilk ikisi, yani olayın fiziksel büyüklüğü ve yerleşme merkezlerine uzaklığı dışında kalanların hepsi doğal kökenli değil, aksine insanın aktiviteleriyle ilgilidir. Afet Bölgesi afetin olumsuz sonuçlarından ciddi boyutlarda etkilenen ve yetkililerce acil yardıma ihtiyaç duyulduğunda “Afet Bölgesi” ilan edilmesi şartı aranmaksızın doğal olarak ortaya çıkan bölgelerdir. Acil yardım afetzedeleri kurtarma, yaralılara ilk yardım ve tıbbi tedavi yapma, aç ve açıkta kalan ailelerin geçici barındırılması ve bunların yiyecek, giyecek, ısıtma, aydınlatma ve diğer ihtiyaç maddelerinin karşılanması ve salgınları önlemek için yapılacak yardımlardır (Resmi, Gazete, 08.05.1988). EBB (Tarihsiz) ye göre afet yönetimini gerektiren haller şunlardır:

  1. a) Deprem ve tsunami,
  2. b) Sel baskınları,
  3. c) Çığ düşmesi,

toprak kayması veya kaya düşmesi,

  1. d) Büyük ölçekteki kazalar (kara, deniz ve havada meydana gelen kazalar),
  2. e) Diğer meteorolojik afetler,
  3. f) Tehlikeli ve salgın hastalıklar,
  4. g) Büyük yangınlar ve
  5. h) Nükleer ve kimyasal madde kazalarıdır.

Afet yönetimi yukarıda belirtildiği şekliyle oldukça sınırlı halleri kapsar. Ancak afetler çok çeşitli olup   a) Jeolojik-jeomorfolojik afetler (deprem, tsunami, volkanik püskürmeler, her türlü kütle hareketleri),

  1. b) Klimatik-meteorolojik afetler (sel-taşkın, aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar, aşırı kar yağışları, hava kirliliği, kuraklık, etkili rüzgarlar, hortum, tornado, kasırga, yıldırım düşmesi, sis, dolu, çığ, don ve buzlanma, asit yağmurları, El Nino, buzulların erimesi, küresel ısınma ve iklim değişmeleri),
  2. c) Hidrografik afetler (akarsu taşkınları, akarsuların kirlenmesi, barajların taşması ve yıkılması, göl sularının kirlenmesi, deniz kabarmaları),
  3. d) Biyolojik afetler (erozyon, orman yangınları, hayvanların neden olduğu salgınlar, böcek istilaları, çekirge istilaları),
  4. e) Sosyal afetler (açlık, kıtlık, insanların toplu bulunduğu yerlerdeki büyük yangınlar, bulaşıcı hastalıklar ve salgınlar, savaşlar ve soykırımlar, göçler, terör saldırıları) ve hatta
  5. f) Teknolojik afetler (maden kazaları, petrol tankeri kazaları, nükleer kazalar, endüstriyel kazalar, kara yolu, demir yolu, deniz yolu, hava yolu ulaşımındaki kazalar, NBC silahlarının kullanılması, uzay kazaları) olarak sınıflandırılabilir

-Afetin ilk anlarında ekiplerin müdahalesi mümkün olmayabilir.
-Aileniz, arkadaşlarınız ve çevredeki insanlar için afet sonrası ilk 72 saati planlayın!

Sonuç olarak; son otuz yıllık afet geçmişimize bakacak olursak, hızlı müdahale, çare üretmek, yaraların sarılması ve yetkililerin olay mahalline sevk ve ulaşımı açısından inanın çağ atlamış durumdayız. Son hadise de de gösterdi ki devlet tüm imkan ve makamlarıyla anında vatandaşlarımızın yanında olmuştur. Afetzedelerin ifadeleri de bunu doğrular vaziyettedir.

Teşekkürler; Büyük Devlet (Adamları) ve aziz Türk Milleti. Demek ki; acizlik ve çaresizlikler geride kalmış. Artık yarınlara güvenle bakabilir, afetlerden çekinmeyiz. Milletimize geçmiş olsun. Devletimiz var olsun. Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir