HAVAİ (GENÇLİK)

 

Aziz dostlar yeni yazımıza başlarken günümüz insanı ve bilhassa günümüz gençliğini tarif etmek için bu kelimeyi hususen seçtim. Peki ya nedir “Havai” kelimesi. Dilerseniz biraz açalım;

Havai: Ciddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan, ciddi işler yapmayan, dilediği gibi davranan, uçarı, hoppa, yeleme. Değersiz, boş.

    “Ne yapıp yapmış bu havai konuşmayı bir röportaj şekline sokmak yolunu bulmuştu.”  (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

        “Havai gözlük camlarının arkasından insana tatlı tatlı bakan iri kara gözleri vardı.”  (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)


Okula birlikte gidip geldiğimiz çilli, pabuç dilli, havai bir kız vardı.”    E. Şafak

Bütün dünyadaki gençlik, Amerikan emperyalizmine maruz kaldığı nispete, ecdadından ve ailelerinden gelen ahlaki değerlere karşı çıkıp isyan edip asi oluyorlar. Bu değerlerin yitirilmesinin bedeli ise çok ağır olacak. Hastalık derecesinde yaygın bir narsisizm, hayali bir iyimserlik, gittikçe artan kaygı ve depresyon. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de böyle bir kuşakla karşı karşıyayız.

  Yeni kuşaklar toplumların, genelde insanlığın varoluşunun devamlılığıdır. Bu açıdan belki de günümüzde en önemli konu olmasına rağmen hükümetler tarafından hafife alınan bir durum.

Nev-i zuhur gençliğin bu halde olma sebeplerini şöylece sıralayabiliriz:

Kültürel ve dil açısından : Bir çok toplumda olduğu gibi Türkiye’de de kültürel değerler günümüz  gençleri arasında zayıflıyor. Gelenek ve görenekler yok oluyor. Örf ve adetler yok olyor. Bunda teknolojik gelişmeler, yeni iletişim , bilişim şartları büyük etkiye sahip.

Kendi milletine güvensizlik: Yeni kuşağın  yeniden oluşmasının önemli hususlarındandır. Gençlik artık toplumuna, ailesine gittikçe güvensizleşmeye başladı. Bunda batı özentisinin etkisi oldukça fazla ve medyanın çanak tutması yabana atılamaz.

Kendi insanı arasındaki tutarsızlık: Gençlerimiz toplumun eskileri ( yaşça büyük olanlar ) tarafından etnik kimlik, sağ-sol, mahalle, köy hatta tuttuğu takıma kadar sınıflandırılıyor.

İnanç eksikliği: Ülkemizdeki gençlerin gittikçe inançsızlaşması, yeni narsist doğuşu daha da hızlandırıyor.

Eğitim sistemindeki eksikler: Memleketimizin sürekli değişen eğitim sistemi ve yetersizliği de eklenince gençler çoğu zaman düşündükleri meslekleri elde edemiyor, tam bir düş kırıklığı yaşıyorlar. Bu da kendi içine kapanık, bunalımlı bir gençlik oluşturuyor.

Sosyal norm ve roller: Gençlerden,  büyüklerin beklentileri yüksek oluyor. Buna karşılık gençler kendilerinden istenilen rolleri karşılayamıyor depresyona giriyor, tam bir fecaat. Aslında aileler kendilerinin (anne-baba) ulaşamadığı hayallerini çocuklarının gerçekleştirmesini istiyorlar. Ekonomik imkanları iyileştirince çocukların tüm ihtiyaçları karşılandı sanıyorlar.

Anne ve babalar olarak tutarsızlık ve kararsızlık içerisinde git-geller yaşıyoruz. Ya tam boş bırakıyoruz, ya tam baskı altında tutuyoruz. Öğrenemedik ortasını. Buda eğitim eksikliğinden ve örf-adetten uzak kalmamızdan ileri geliyor.

Sonuç olarak; eğer acil tedbirler almazsak gittikçe yalnızlaşan, aşırı bencil, zevkperest, kaygılı, öfke ve nefret dolu bir gençliğe  doğru hızla gidiyoruz. Bu gençler evlenmeyecek, aile kurmayacak, istikrarlı bir şekilde çalışmayacak ve medyanın kendilerine sunduğu hayali değerlerle yetinecekler. Tüm dünya sessizce ama kesin bir şekilde bir “açıkhava tımarhanesine” dönüşüyor. Bunda en büyük pay devlet, aile ve toplumundur. Gelecekte bilinçli, tarihini, değerlerini bilen nesillere sahip ülkeler dünya yönetiminde söz sahibi olacaklar. Bundan dolayı devletimizin en önemli konusu ve çabası gençlik olmalı. Dünyanın en süper devleti olunsa bile yok olan bir nesille bu sürdürülemez. Bencil bir nesil değil, vatanım, ülkem, ailem ve insanım diyen gençler yetiştirmek dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir