İçimizdeki Beyinsizler Yüzünden Bizleri Helak Etme Allah’ım

Saygıdeğer dostlar günümüz insanı, bilhassa vatandaşlarımız neye üzülüp neye sevineceğini ya da üzüntü ve sevinçte neyin öncelikli olduğunu karıştırır oldu. Heyhat ki, bir taraf zulüm ve ateş altında biz ise yönümüzü batıya çevirmiş onlarla ağlayıp onlarla gülüyoruz. Kendi soydaş ve dindaşlarımızdan bihaberiz. Misal mi; buyrun aşağıda biraz sıraladım:

850 yıllık Hristiyan Katedrali Notre Dame’a üzülenler,

Hristiyan Rus’ların bombaladığı 1304 yıllık HALEP Emevi Camisinden haberleri var mı?

Yok. Çünkü Ortadoğu’da öldürülen insanlar ve yok edilen tarih kimsenin umrunda olmaz. Çünkü orada Hristiyanlar değil Müslümanlar zarar görüyor! Ölüyor, tecavüze uğruyor ve yok ediliyor.

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Macron, Notre Dame katedralinin yeniden inşası için ulusal ve uluslararası yardım kampanyaları başlatılacağını açıklamış. Fransa’nın en zengin ailelerinden biri olan Pinault ailesi de Notre Dame için 100 milyon Euro bağışladığını açıklamış..

-Peki memlekette neler oluyor, yurt dışında Türkiye olarak faliyetlerimizi objektif olarak sunalım:

Göktürkçe ilk yazılı kitabeler olan Orhun yazıtlarını 2015 te Restore eden,bölgeye müze kazandıran o müzeye 40 km yol yapan,

Selanik’te virane halde olup,2013 yılında restore edilip 60 yıl sonra yeniden açılan Atatürk’ün Evi’ni yeniden kazandıran,

Mostar köprüsünden,Hünkar Camisi ve Halveti Tekkesine Konjic Köprüsü, Sokullu Mehmet Paşa (Drina) Köprüsü, Maglay Kurşunlu Cami, Ferhadiye Camisine ,Balkanlarda şu ana kadar yaklaşık 50 cami, köprü, mevlevihane, tekke, çeşme gibi ortak kültür mirasımız olan eserin restorasyonunu yapan,

Afrika da Ecdad yadigarlarını restore eden ,ve su kuyuları açan,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimden yardım aldı ?

(Bilakis vadedilen Suriye Mültecileri için yardım hala gelmedi.)

2017 Yılı Tarım ürünleri ithalatımız 12,7 Milyar Dolar. İhrâcâtımız ise, 16,9 Milyar Dolar.

Aradaki 4,2 Milyar dolar, bizim hanemizde, bizim lehimizde.

“Efendim, biz yetiştirirken, bir de niye dışardan alıyoruz ?” deniliyor.

bunun iki sebebi var, ikisi de hem Devletimizin, hem de Milletimizin lehine

1. Memleketimizde,- her sektörde olduğu gibi – “İşlenmiş Tarım Ürünleri” sektöründe de, 17 Senelik  iktidar hükümetleri döneminde muazzam gelişmeler oldu.

buğdaydan sadece “un” yapmıyoruz ; makarna, irmik, büskivi…gibi, nice ürünler de yapıyoruz. Fabrikalarımızın kapasiteleri, buğday üretimimizden fazla.

Meselâ 2018’de buğday üretimimiz 21 Milyon ton, tüketimimiz 19 Milyon ton. Arada 2 Milyon tonluk bir “fazlamız” var. Amma, bu fazla miktar , fabrikalarımızın kapasitelerinin gerisinde kalıyor. Ne yapıyoruz o zaman : Dışardan buğday ithâl ediyor, fabrikalarımızda işleyip tekrâr ihrâç ediyoruz.

2017 Senesindeki 4,2 Milyar Dolarlık “kârımız” budur işte.

Manüpülüstler, işin bu tarafını, vatandaşlarımızın gözlerinden kaçırıyorlar.

Saf insanlarımız da “eyvah, buğday bile ithâl ediyormuşuz , hükümet istifa..!” diyorlar, “trene biniyorlar” maalesef…

2. İthâlâtın ikinci sebebi ise, ticarî piyasada fiyat dengesini temin etmek.

Malûm, içimizdeki bazı vatan haini  George Soros’un  “Macar ve Yahudi asıllı Amerikalı finans spekülatörü ve liberal girişimci. Yugoslavya, Ukrayna gibi doğu Avrupa ülkelerine yaptığı yardımın tutarı, bu ülkelere Birleşmiş Milletler tarafından yapılan yardım miktarını aşmıştır. Bu yüzden kimi çevreler onu -hayırsever- olarak tanımlamaktadır.” spekülatör çocukları , dışardaki Türk Düşmanları ile işbirliği yaparak, piyasaya patates, soğan, patlıcan, biber, domates, vs  gıda maddelerinin girişine mâni oldular.

Dünyanın En Zengin Kulüp Başkanları

Bunlara karşı devletimiz elbette ki kanunî ve cezai müeyyideleri tatbik ediyor. Ancak, bu tedbirlerle birlikte, bir de bu hainlerin “anladıkları dil”den konuşuluyor ; bu dil, onlara, onların silâhı ile mukabele etmektir.

Yani, piyasaya girişleri kısıtlanan böyle maddelerin ithâlâtını serbest bırakmaktır.

O zaman, bu vatan hainlerinin stokladıkları mal, ellerinde patlıyor, uygun fiyatlar ile piyasaya sürmek mecbûriyetinde kalıyor

Ekonominin ve ticâretin “asgari işleyiş kaideleri” hakkında bilgisi olmayan insanların, Devletimizin ithâlât ve ihracat siyaseti üzerinde fikir yürütmelerini ve hüküm vermelerini, ne ile tarif ve tavsif etmek lâzım geldiğini, takdirlerinize arzediyorum.

“Hükümet tarımı bitirdi, çiftçiyi öldürdü” diyenlere el’insâf diyorum :

Tarım Bakanlığı’ının  sitesinde verilen , istatistiklere göre : 2002’de traktör mevcûdu ne imiş, bugün nedir. 2002’de tarıma açık ve sulanabilen arazi miktarı ne kadarmış, bugün ne kadar? 2002’de baraj ve sulama göleti sayısı ne imiş, bugün ne kadar? Bugün verilen “tarla desteği, mazot desteği, gübre desteği, tohum desteği, oğlak ve kuzu başına verilen 100 TL destek…” ve daha niceleri, 2002’den önce var mıydı..? Görülebilir.

-Konvensiyonel Silahlar

Helikopter – Gemi- Füze konusuna gelince ;

Bilindiği üzere, PAKİSTAN’a 30 Adet ATAK Savaş Helikopteri satacağız inşallah. Bu konuda anlaşma sağlandı ve imâlâtları da devâm ediyor. Mâlî portesi 1,5 Milyar Dolar. Savunma Sanayiimizin, tek partide yaptığı en büyük ihrâcât.

Kezâ, yine PAKİSTAN’a, Korvet sınıfında ( Korvet deniliyor amma, bir fırkateynin bütün özelliklerini de taşıyor. Sâdece, 800 Ton kadar daha hâfif ) 4 adet savaş gemisi satacağız. Bunlar hem STEALTH ( radarda görünmezlik ) ve hem de ASW ( Denizaltı Harbi yapabilen ) özelliği olan, son derece müessir Harp gemileri. İkisi TÜRKİYE’de, ikisi de PAKİSTAN’da imâl edilecekler. İmâlâtlar da geçen sene başladı zâten. Bunların toplam mali portesi de, 4 Milyar Dolar’dan fazla.

Hollanda’ya 2 batarya CİRİT füzesi de sattık.

Endüstrisi ve teknolojisi ile, hatırı sayılır bir seviyede olan bir Batı Avrupa ülkesine, “füze” gibi bir yüksek teknoloji ürününü satmak, bizim için başlıbaşına bir büyük iftihâr vesilesidir ve o konuda ulaştığımız  ve artık Batılılar’ın bile gıbta ve itimad ettikleri  muazzam silah teknolojisi seviyesini isbât etmektedir.

Türkiye’nin Savunma Sanayii sektörü başta olmak üzere, tekstil, otomotiv, elektronik, gemi inşâ sanayii, her türlü uçak ve helikopter motoru ( turbojet, turbofan, turboprop, turboşaft ), raylı sistemler, lokomotifler, yüksek teknoloji sistemleri gibi sektörlerde, aslında ne kadar ileri bir seviyeye geldiğini, çok kimse bilmiyor.

Bir defâ daha hatırlatmakta faide var  : F-35 Gibi, son derece modern ve sofistike bir savaş uçağının bile, en kritik malzmeleri de dâhil olmak üzere, 3000 civârında parçası, “sıfır hata” ile Türkiye’de imâl edilip gönderiliyor.

Tilki  medyası da, bu gelişmelerin üzerini “özenle” örtüp, insanlarımızı patates, soğan ile tâhrik ediyor ve mâalesef epeyce de başarılı oluyor.

Sonuç olarak; bize kendimizden başka çare, yardım bulamayız. Bu cennet vatanda uyum içinde yaşayalım , hakka , hukuka riayet ederek . Güçlenelim ki dış uluslardaki soydaş, dindaş kardeşlerimize elimizi uzatalım. Dünyada ezilen, sürülen tüm ulusların umudu, ışığı Türkiye. Bizden bekleneni ve yakışanı yapmamız gerekli. Önce kendimiz, ailemiz, çevremiz ve ülkemiz sırasıyla toparlanıp geleceğin en büyük gücü Türkiye olsun. Saygılarımla

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir