Kerameti Kendinden Bilme Ey Beşer!

Doğduğumuz günden ölümümüze kadar muhatap olduğumuz tüm yakınlarımız bizi kırmamak adına pek çok hatalarımızı görmezden gelip bizi olduğumuz gibi kabul ettiklerini hiç düşündük mü?

Bu aynen trafikte saçma sapan araba kullanıp (tüm kuralları ihlal ederek )kaza yapmadığını düşünen biçare binlerce sürücünün durumuna benzetilebilir. Aslında hata yapmayan o değil trafikteki önünde, yanında, arkasında seyreden diğer sürücülerin dikkatli ve sağduyulu araç kullanmasının engellemesi gibidir. Kendimizin bile affedemeyeceği veya başkalarında bariz kusur olarak gördüğümüz arızaları onlar hiç saymamış hatta kale bile almamışlar. Onları bilmeden ve kabaca kırıp belkide derinden incitmişizdir. Aslında hoşgörü denen olguyu, olgunluğu tersten işletsek durum çok daha güzel olabilir.

Nasıl mı? Söyleyeceğimiz sözleri yerli yerinde  işkembe-i kübradan savurmadan ucunun nereye varacağını hesap ederek, tavır ve hareketlerimizi incitici olmadan açık kalplilikle tevazuyla yapmalıyız.

Aziz dostlarım büyükle büyük olmalı, çocukla çocuk. Fakirin bu durumdaki tahlil ve kanaati şu istikamettedir: Bayanlar çözüm değil sadece kendilerinin (anlattıklarının) sonuna kadar dinlenmelerini, bizden büyükler saygı ve sözlerinin kesilmeden cevap yetiştirilmeden can kulağıyla tatbikini, akranlarımız kibar ölçü çerçevesinde nezaketi, küçüklerimiz sevgiyle, şevkat tatlı dille onları ikaz etmemizi hep bizden beklerler. Lütfen kalbimizde bizim dışımızdakiler için küşade bir köşemiz olsun.

Sıcacık insanlar olalım. Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir