Nasip

Kabiliyetimiz ne olursa olsun nasibimizde ne varsa o olur. Burada tamamen kaderci bir anlayış değil gayretimizden sonrasını mevlaya bırakmamız şarttır. Bunun adı tam teslimiyet ve tevekkül diye bilinir.

Elimizden gelen (amaçladığımız iş ne ise onun için ) tüm imkanları seferber ettikten sonra huzurlu olmamız için gereklidir. Buna fiili duayı yapmak denir. İnsan elinden gelenin dışında ne kadar çırpınırsa çırpınsın iş olacağına varır. Tedbirleri alarak gayretli olarak, samimi olarak amacımızı belirlediğimizde işin yüzde yetmişini halletmiş oluruz. Biz bize düşeni yapalım da gerisi Allah Kerimdir.

Tarihte başarmış beşere baktığınızda çevresindekiler tarafından imkansız olarak görülmesine rağmen hep başarmışlardır. Peki bunun tılsımı nedir? Bunu başaranlar bile inanın mantıklı açıklama yapamamaktadırlar. Sebebi aslında çok basit tevekkül edene Mevla nasip ettirir.

Bunlara atalar sözleriyle misal verebiliriz:

Nasibike yusufike velevkane tahtel cebel.
Meal: Nasibinde varsa o sana dağın altında bile olsa gelir.

Nasip ise gelir hintten yemenden nasip değilse ne gelir elden. Mevla rast getirirse kişinin işi mermere geçirir dişi, rast gelmezse muhallebi yerken kırılır dişi. Daha çok örnekler verebiliriz.

Hülasa gam yok dert etmemeliyiz. Bir şey bahtımızda varsa tüm dünya karşısında olsa o bize gelir. Nasipse yel getiri, sel getiri, el getirir tersi ise hep götürür.

Unutmayalım cüz-i irademizin dışında bizi idare eden bir büyük güç var, onun taksimatına razı olursak hasetlikten kurtulur ruhumuzu terörize edip sıkntıya düşmeyiz. Sebepsiz neden sorusunu sormayız.

Deme bu neden niye yerincedir o öyle Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler (İsmail Hakkı)

Nasibiniz hep güzel olsun. Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir