14’LER OLAYI, TÜRKEŞ’İN MBK’DEN TASFİYESİ
- BLOG
- Din ve İbadet /
- 14’LER OLAYI, TÜRKEŞ’İN MBK’DEN TASFİYESİ

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ’14’ler’ olarak siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Rahmetli gazeteci büyüğümüz Kemal Bağlum, Ankara’da yaşanan pek çok politik gelişmeyi, olayı yakından izledi. Basına yansımayan önemli hadiselerin şahidi oldu. Bazılarını kayda geçti, bazılarını yaz(a)madı. Ama bıraktığı kayıtlar da mühimdi. Siyasi tarihe malzemeydi. Başkent siyasetinin ‘perde arkası’nı aydınlatabilecekti.
Kemal Bağlum, 1960 Askeri Darbesi’nde ve sonrasında yaşanan çoğu hâlâ açığa çıkmayan hadiseyi izledi. ‘Millî Birlik Komitesi’ adlı, darbeci subayların oluşumunu günü gününe takip etmeye çalıştı. Her sabah, çoğu komite üyesiyle yüz yüze geldi. Aynı havayı kokladı, çelişkilerini, fikirlerini, müştereklerini ve farklılıklarını anla(t)maya çalıştı. Zira MBK homojen – mütecanis! – yapıda değildi. Çoğu üye son anda komiteye dâhil olmuştu. ‘Bazıları ilk toplantıda birbirlerini tanımıştı!’
Kemal Bağlum, Millî Savunma Bakanlığının Basın Müşaviriydi. Bakanlık, Genel Kurmay Başkanlığı yerleşkesinin içindeydi. Çoğu komite üyelerinin odaları aynı koridorda yan yanaydı. Dolayısıyla Kemal Bağlum da komşularıydı. Her sabah karşılaşır, selâmlaşır, kahve içer ve hal hatır sorarlardı.
Kemal Bağlum’a göre MBK’de 2 farklı ana siyasî kanat vardı. Gruplardan ilki iktidarda mümkün olduğunca uzun kalmayı, sivillere hemen teslim etmemeyi düşünüyordu. Liderleri: Alparslan Türkeş idi. Türkeş, Başbakanlık Müsteşarıydı. Fakat Hükümet Başkanı – Başvekil! – yetkilerine sahipti, görevini sürdürüyordu. Devlet Başkanı Cemal Gürsel’in güveni tamdı. Üyelerden gelen uyarıları, şikâyetleri dikkate almıyordu. Komitenin büyük çoğunluğu da Türkeş’i destekler görünüyordu.
Türkeş, aynı görüşü paylaşan generalleri ve genç subayları çevresine toplamıştı. Kendine özgü yol haritası çizmişti. Bağlum’un yazdıklarına bakılırsa, Başbakanlık Müsteşarı, Nihal Atsız’ın fikirlerinin etkisi altındaydı: ‘Turancılık’ hayallerini gündeme getirmeye/ gerçekleştirmeye çalışıyordu. Amacına ulaşmak için ‘Kurucu Meclis’ ya da benzeri oluşuma gidilmesine karşı çıkıyordu. Yönetimde MBK’nin uzun süreli mutlak hâkimiyetini istiyordu/savunuyordu.
Recep Küçükizsiz
(Kaynak: Ali Hikmet İnce Teferruat – Tarih Ayrıntıda Gizlidir Özel baskı, 2021 – Ank.)
TÜRKEŞ, 235 GENERAL ve 7 BİN 200 SUBAYI ORDUDAN ATMAK İÇİN AMERİKA’DAN 50 MİLYON DOLAR ALDI MI?
Fotoğraf: Üstte CHP’li şaşkınlar, Askeri diktatörlüğün kuruluşunu coşkuyla kutlarken… Sol altta askeri darbenin sözcüsü Alparslan Türkeş ve kankası Askeri Ateşe Fred Haynes… 27 Mayıs 1960. 66 yıl önce bugün. Amerikancı askeri darbenin ilk günü. Haydut subaylar Demokrat partilileri Ankara’daki Kara Harp Okulu’nda sıra dayağından geçirerek hapsederken, çetebaşı Albay Alparslan Türkeş de bir başka işe odaklanmıştı. Türk Ordusu’nda büyük bir temizlik yapmak, darbeye muhalefet edecek subayları ordudan atmak gerekiyordu. Temizlik, emeklilik tazminatları verilmeden yapılırsa direniş ve darbenin başarısızlığa uğraması kesindi. Türkeş hesaplamıştı. Bunun için 50 milyon ABD doları gerekiyordu. Parayı alınca susarlardı. Türkeş’in Amerika’dan öğretmeni Amerikan Askeri Ataşesi Fred Haynes anlatıyor: “Neyse… İhtilal oldu… Biz, bütün personelimiz ve ailelerimizle büyükelçilik binasındaydık. Ön güvenlikte görevli deniz piyadeleri, bir Türk tankının elçilik dış kapısına dayandığını ve üzerindeki albayın bizden biriyle mutlaka görüşmek istediğini bildirdiler. Askeri ataşe olarak görüşmekle ben görevlendirildim. Gittim. Gerçekten de büyükelçiliğin Atatürk Bulvarı’na bakan tarafındaki kapısına dayanan bir Türk tankının namlusu, bahçemize kadar girmişti ve üstünde son derece sert görünümlü bir Türk albayı bulunuyordu. Kapıya yanaşınca albaya selam verip kendimi tanıttım, o da tanktan aşağıya atlayıp kendini tanıttı: Albay Türkeş!..
(Fred Haynes, Türkeş’i ilk defa görüyormuş gibi anlatıyor)
Ne istediğini sorduğumda son derece düzgün bir ifadeyle (Türkeş, İngilizceyi çok iyi biliyordu) yıkılan hükümetin devletin kasasında bir tek dolar bile bırakmadığını, acil para bulunmazsa devletin işini yapamayıp, memur maaşlarını bile ödeyemeyecek duruma geleceğini ve ihtilalin parasızlık nedeniyle daha başlamadan biteceğini söyledi. İsteği, benim, kendisiyle başbakanlığa gitmem, oradaki kriptolu teleksten Washington ile temas kurarak, ihtilalin acil ihtiyacı olan 50 milyon dolarlık transferin gerçekleşmesini sağlamamdı.
Türkeş çocuklar gibi sevinmişti
Büyükelçi izin verdi, Türkeş’le birlikte başbakanlığa geçtik, ben teleksi ilettim, sonra Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı’ndakilerin saat farkı nedeniyle uyanıp işlerinin başına gelmelerini beklemeye başladık. Saatler sürdü bu ve çok sıkıntılı bir bekleyişten sonra teleksten, istenilen paranın Türkiye’ye transferin yapılacağı bildirildi. Albay Alpaslan Türkeş çocuklar gibi sevinmişti… O günden sonra Türkeş’le ne zaman karşılaşsam, 27 Mayıs’ta olduğu gibi selamlaşırım…’
Kaynak: Fred Haynes ile görüşen gazeteci Ardan Zentürk.

Not: Darbeciler bu 50 milyon doları Türk Ordusu’ndan attıkları 235 general ve 7 bin 200 subayın tazminatlarını ödemek için kullandılar.
ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İLE OLAN İLİŞKİSİ NATO’NUN KURULUŞUNDAN ÇOK ÖNCELERE DAYANIR:
NATO 4 Nisan 1949 tarihinde kurulmuştur. Örgüt, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve çeşitli Batı Avrupa ülkeleri tarafından 4 Nisan 1949 tarihinde oluşturulmuştur.
HALBUKİ ALPARSLAN TÜRKEŞ 1948 SENESİNDE A.B.D DE EĞİTİM İÇİN GİTMİŞ İDİ.
Alparslan Türkeş, 1948’de Genel Kurmay tarafından açılan sınavları kazanarak Amerika’ya gönderildi ve iki yıl süresince Amerikan Harp Akademisi’nde eğitim gördü. (1950 ye kadar. Bu birinci dönem A.B.D. eğitim süreci idi.)
Mezuniyetinin ardından 1955’de kurmay binbaşı olan Alparslan Türkeş, (ikinci kez Amerika Birleşik Devletleri Genel Kurmay emrine atanarak) Washington’da bulunan NATO Dâimi komitesinde Türk Genelkurmayı’nın temsil heyeti üyeliğine tâyin edildi. 1957 yılının sonuna kadar buradaki görevini sürdürürken bir yandan da University of America’da uluslararası ekonomi eğitimi aldı. A.B.D. de yıllar süren askerî ve siyâsî eğitimini tamamlayan Alparslan TÜRKEŞ, 1958 de ülkeye döndü. 1959 yılında Almanya’da bulunan Atom ve Nükleer Okulu’na gönderilen Türkeş, eğitimini tamamladıktan sonra albaylığa yükselerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na NATO Şûbe müdürü olarak atandı.
1960 DARBESİ ÖNCESİ 16 SUBAYIN EĞİTİLMESİ:
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ TARAFINDAN DARBE İÇİN HAZIRLANAN 16 KİŞİLİK SUBAY EKİBİ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN KANSAS EYÂLETİ’NDE EĞİTİLDİ!
” Özel Harp Dâiresi kurulmadan önce özel seçilen 16 kişilik subay ekibi Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. Kansas’da eğitim gören ekibin önemli isimleri 27 mayıs darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nde yer aldı. en ünlüleri Alparslan Türkeş ve Suphi KARAMAN’dı…
A.B.D. ’de Özel Harp Eğitimi alan 16 kişilik ekip içinde sâdece Dâniş Karabelen Özel Harp Dâiresi’nin kurulmasında aktif görev aldı. diğerleri ise kamplarda öğretmenlik yaptılar!..
Batı ülkelerindeki gizli orduların kurulma çalışmaları A.B.D. ve İngiltere’nin öncülüğünde ikinci dünya savaşı’nın bitiminde başladı. diğer ülkelerdeki gizli orduların yani kontrgerilla örgütlerinin oluşturulmasında ülkelerin kendi askeri ve istihbârat örgütleri etkin görev aldı.
Özel Harp Dâiresi N.A.T.O.’dan sonra kuruldu Türkiye’de Özel Harp Dâiresi’nin kurulması çalışmaları 4 nisan 1952’de N.A.T.O.’ya katılmasından hemen sonra, daha Kore savaşı devam ederken başladı. Bu gizli ordular o güne kadar İtalya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Belçika’da kurulmuştu.
Amaç Türkiye’yi tampon bölge yapmak… Özel Harp Dâiresi’nin Türkiye’de kurulması Amerika Birleşik Devletleri için çok önemliydi çünkü coğrafi konumu nedeniyle çok stratejik bir bölgedeydi. Amerika’nın amacı muhtemel bir Sovyetler Birliği işgâline karşı Türkiye’yi tampon bölge yapmaktı.
5 ekim 1947’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sâlih Omurtak Başkanlığındaki Heyet Amerika’ya Gitti
Komünistler, batı ülkelerine gelmeden Türkiye’de durdurulmalıydı. Bu da ancak özel eğitimli askerlerle mümkündü. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında askeri ilişkiler de tam bu dönemde başladı. 5 ekim 1947’de Genelkurmay başkanı Orgeneral Sâlih Omurtak başkanlığındaki heyet Amerika’ya gitti. bu bir ilkti.
ALPARSLAN TÜRKEŞ VE ARKADAŞLARININ EĞİTİMİ:
Türk Subaylarına Sabotaj Eğitimi:

Türk subaylarına sabotaj eğitimi: Bu ziyâretten sonra çok önemli bir uygulama başladı; Türk subaylarının Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilip komünistlere karşı kontrgerilla eğitimi alması…. Özel harp eğitim alacak ilk ekip 16 kişiden oluşuyordu. 1948 yılının başında Amerika Birleşik Devletleri’ne giden bu ekip, özel harp eğitimini Amerikan Kara Harp Akademisi’nde gördü.
Kansas’ta Gerilla Eğitimi
Kansas’ta Gerilla Eğitimi: bu okul Kansas eyaleti’nde bulunuyordu. bir taraftan teorik olarak nasıl siyâsete yön verecekleri anlatılırken diğer taraftan zorlu bir gerilla eğitimi veriliyordu. Patlayıcılar dâhil her türlü silâh kullanılması eğitimi de vardı. Subaylar eğitimin devâmını ise Georgia’daki Amerikan Piyâde Okulu’nda görüyorlardı. Eğitimin son üç aylık evresi çok önemliydi: Çünkü bu bölümde adam öldürme, sabotaj ve bomba yerleştirme teknikleri öğretiliyordu.
Alparslan Türkeş, Turgut Sunalp, , Fârûk Ateşdağlı!
Türkeş, Sunalp, , Ateşdağlı!.. hepsi eğitimde özel harp eğitimi alan bu ekipte ileriki yıllarda Türkiye târihine damga vuracak subaylar vardı. Bu subayların adı darbeler döneminde ön plana çıktı. Ekipteki kilit subaylar şu isimlerden oluşuyordu:
1-Alparslan Türkeş,
2-Turgut Sunalp,
3- Daniş Karabelen,
4-Ahmet Yıldız,
5-Mucip Ataklı,
6- Suphi Karaman ,
7- Faruk Ateşdağlı,
8- Refik Tulga bilinenler arasında idi.
İsimleri gizli kalanlar ise:
1-Orhan Kabibay,
2-İrfan Solmazer ve
3-Orhan Erkanlı idi…. Rütbeleri teğmenlik ile albay arasındaydı değişiyordu. Amerika Birleşik Devletleri’ne giden subayların büyük çoğunluğu, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nde yer alacaktı.

Sâdece Dâniş Karabelen ve Turgut Sunalp, darbede yer almayıp başka görevlerde bulundular.
Albay Dâniş Karabelen, Amerika Birleşik Devletleri’nden dönüşü sonrası Tuğgeneral oldu ve Özel Harb Dâiresi Başkanlığı’na atandı. Turgut Sunalp ise, Kıbrıs Türk Alayı komutanlığı’na atandı. 12 Mart Darbesi’nde İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ün yardımcısı oldu.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ GENEL KURMAYI’NIN ÖZEL EĞİTİM VERDİĞİ 16 SUBAYIN 14 Ü 27 MAYIS 1960 DARBESİ’NE KATILDILAR. ALPARSLAN TÜRKEŞ HARİÇ DİĞERLERİ SOLCU(!) OLARAK BİLİNİYORDU . 1960 SONRASI SOL VE SAĞ HAREKETLERİ BU SUBAYLAR ORGANİZE ETTİ:
Amerika Birleşik Devletleri’nde “Özel Harb” Kontr-Gerilla) Eğitimi alan 16 Subayın 14 ü ise 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’ne katıldılar. İçlerinde Alparslan Türkeş hâriç, diğerleri “Solcu(!)” olarak biliniyor idi. I
KONTR GERİLLA UZMANI, A.B.D. Lİ FRED HAYNES’İN YAKIN İLİŞKİDE BULUNDUĞU İSİMLER KİMLERDİ?
1958 yılında Amerikan Deniz Kuvvetleri, Türkiye’ye bir askerî Ateşe gönderir. Gerilla ve kontr gerilla uzmanı olan bu ajanın adı : Fred Haynes’dir. 27 Mayıs 1960 daki Askerî Darbenin akıl hocalarındandır. Millî Birlik Komitesi ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki irtibâtı sağlayan irtibât subayıdır. En yakın ilişkide bulunduğu kişiler ise General Sıtkı Ulay (ki, Rahmetli – “HAMİDO” lakablı yiğit Hamid Fendoğlu’nun muştalayıp yere yıktığı Darbeci General!) ile, Alparslan Türkeş’tir. Alparslan Türkeş’i 27 Mayısta kolundan tutup radyoda bildiri okuması için götüren de yine Fred HAYNES’tir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim alan Orhan Kabibay ise sol kesimi örgütlemiştir. Doğan AVCIOĞLU, İlhan SELÇUK ve İlhâmî SOYSAL onun kadrosunda yer alıyor idi.
Adnan Menderes’i idam’a götüren süreçler:
1- Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek,(Idamla yargılandığı davanın son duruşmasında örtülü ödenek paralarindan bir bölümünü Necip Fazıl Kürek aldı demişti.Duruşmaya katılan Necip Fazıl Kısakürek para almadığını beyan edip Adnan Menderesi yalan söylemekle suçlamıştır)
2- Kendisi de Amerikan koleji mezunu olan Menderes ,İzmirdeki köy enstitünü kapatarak okul binasını NATO’ya devretmiştir.
3- Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,
4- Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,
5- Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,
6- Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek
7- Kırşehir’de partisi oy almadığı için çıkardığı kanunla Kırşehir ilini bir gecede ilçe yapmak,
8- Yargı bağımsızlığının ihlal etmek,
9- Tahkikat Komisyonu’nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatmak,
10- CHP’nin mallarına “haksız” yere el koydurmak.
11- Demokrat Parti, 1950 seçimlerinde büyük bir zafer kazanmış ancak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı İsmet İnönü’nün memleketi Malatya’dan yalnızca bir milletvekili çıkarabilmişti. 1954 seçimlerinde de Malatya halkının CHP’yi desteklemeye devam etmesi üzerine, şehrin sınırlarını küçülterek siyasi etkisini azaltmak amacıyla bölünmesi kararlaştırıldı ve Malatya ilçesi olan Adıyaman İl yapıldı.
Peki bunlar idam cezası için yeterli mi?Hayır..
Zaten Alparslan Turkeş’de o dönem yaptığı açıklamada cezayı haketmişti ama idamı asla haketmedi diyerek karşı çıkmıştı.
Peki Menderes de idama karşı mıydı?
Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi.
Menderes’in başka suçları varmıydı?
Aslında Menderes’in asıl suçları mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi.ABD’nin tepkisinden çekinen Cemal Gürsel hükümeti,aşağıdaki suçlamaları hiç gündeme getirmedi.
1- 1951 yılında meclis kararı olmadan Menderes hükümeti Kore Savaşı’na Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore’de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı.
2- 1952’de NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu.
3- 1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.
4- Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları bahanesiyle kapatıldı.” Zeytinyağı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” türküsünün hikayesini araştırırsanız, altından nasıl bir hiyanetin çıktığını göreceksiniz.
5- Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Etimesgut uçak fabrikası, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldı.
6- Cezayir ile Fransa arasında olan savaşta Fransa’yı destekledi.
7- 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkum ettirdi. İsmet İnönü’nün gazeteci damadını da hapse attı ve İnönü’nün damadını ceza evinde ziyaret etmesine bile izin vermedi.
8- “Tahkikat Komisyonu”nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama, hem de yargılama hakkına sahip oldu .Komisyonun ilk kararı,5 kişiden fazla yan yana yürümeyi yasakladı.
9- İsmet İnönü’ye 12 oturum meclisten men cezası verdirdi.
10- Hukuk’un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu ‘görülen lüzum üzerine emekliye sevk edildiler.
11- Menderes hükumeti, ordu darbe yapacak gerekçesiyle daha 6 Haziran 1950’de, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı da resen emekliye sevk etmişti.

12- Her yıĺ 29 Mayıs’ta düzenli olarak kutlanan İstanbul’un lFetih kutlamaları,1950 yılında Adnan Menderesin iktidar olduğu dönemde ,ABD baskısı ile Yunanistana ayıp olur düşüncesiyle yasaklanmıştır.1953 yılında vatansever Türk milliyetçisi Hüseyin Nihal Atsiz ve arkadaşlarının baskıları ile Fethin 500.yılı olan 1953’te kutlamalar yeniden başlatılmış Adnan Menderes kutlamalara katılmamıştır.