Kim Bu “CHE”
- BLOG
- Din ve İbadet /
- Kim Bu “CHE”
Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 29 Ağustos 2016 tarihinde Rize’de katıldığı bir törende Arjantinli devrimci Che Guevara hakkında yaptığı açıklamalarla Türkiye’de büyük bir tartışma başlatmıştır. [1, 2]
İsmail Kahraman’ın Sözleri
İsmail Kahraman, gençlerin tişörtlerinde ve yakalarında Che Guevara resimleri taşımasını eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştır: [1, 2]
“Che Guevara 39 yaşında öldürülen, bizzat kendisinin infazlar yaptığı bir katil kişilik. Bir gerilla. Bolivya’da, Küba’da, Güney Amerika’da faaliyette bulunan bir eşkıya benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz, olmamalı.” [1, 2, 3]
Che Guevara kimleri, hangi dönemde öldürttü?
1. Küba Devrimi sırasında (1957–1958)
Guevara, Fidel Castro’nun gerilla hareketinde komutanlık yaptı. Savaş sırasında hain, muhbir veya firari sanılan bazı kişilerin infazını emretti ya da infazlarda rol aldı.
2. La Cabaña Hapishanesi (1959)
Batista diktatörlüğünün devrilmesinden sonra Havana’daki La Cabaña kalesinin komutanlığını üstlendi. Burada eski rejimin askerleri ve güvenlik görevlileri hakkındaki devrim mahkemeleri ile infaz süreçlerinde önemli bir rol oynadı. Derilerini yüzdürdü.
etheses.lse.ac.uk
+1
Kaç kişinin ölümünden sorumluydu?
Bu konuda en az 670 kişi ama kesinleşmiş bir sayı yoktur. Cuba Archive adlı kuruluş, Guevara’nın doğrudan emirleriyle gerçekleştirildiğini belirttiği infazlara ilişkin kayıtlar yayımlamıştır. Bazı biyografiler La Cabaña’daki infaz sayısını yaklaşık 55 olarak verirken, başka derlemeler sorumluluk kapsamını daha geniş tutarak 105’e kadar çıkarır. Bu rakamlar aynı yöntemle hesaplanmadığı için doğrudan karşılaştırılmamalıdır.
Guevara’nın infaz edilen kişilerin tamamının suçlu olduğu kanıtlanmış değildir; ancak hepsinin suçluluğunun da tarafsız biçimde doğrulandığını söylemek mümkün değildir. Devrim mahkemelerinin adil yargılama standartları ve sanıkların savunma imkânları verilmeyişi tarihçiler arasında tartışma konusudur.
Kısacası: Che Guevara yalnızca devrimci bir simge değildi; silahlı mücadelede ve devrim sonrasındaki infaz süreçlerinde de sorumluluk üstlenmiş bir komutandı. Onu değerlendirirken hem Batista rejiminin baskılarını hem de devrimci yönetimin uyguladığı binlerce infazları birlikte incelemek gerekir.
Ernesto “Che” Guevara de la Serna (İspanyolca telaffuz: [ˈtʃe ɣeˈβaɾa]; 14 Haziran 1928, Rosario – 9 Ekim 1967, La Higuera), Arjantinli Marksist devrimci, tıp doktoru, yazar, gerilla lideri, diplomat, politikacı ve askerî teorisyendir.[2][3] Küba Devrimi‘nin önemli bir figürü olarak popüler kültürde bir karşı kültürel isyan simgesi ve küresel bir sembol hâline gelmiştir.[4]

Genç bir tıp öğrencisiyken Güney Amerika’yı dolaşan Guevara, yolculuğu sırasında tanık olduğu yoksulluk, açlık ve hastalıkların boyutunu fark etti.[5][6] Latin Amerika‘nın Amerika Birleşik Devletleri tarafından kapitalist sömürüye maruz bırakıldığını düşünen Guevara, bu durumu tersine çevirmeye katkıda bulunma amacıyla Guatemala‘da Başkan Jacobo Árbenz‘in yürüttüğü sosyal reformlara katıldı ancak Árbenz’in, United Fruit Company‘nin çıkarları doğrultusunda CIA desteğiyle devrilmesi Guevara’nın siyasi ideolojisinin kesin biçimde şekillenmesinde etkili oldu.[5] Daha sonra Meksiko‘da Raúl Castro ve Fidel Castro ile tanışan Guevara, onların 26 Temmuz Hareketi‘ne katıldı ve ABD destekli diktatör Fulgencio Batista‘yı devirmek amacıyla Granma yatıyla Küba‘ya yelken açtı.[7] Guevara kısa sürede isyancılar arasında öne çıktı, ikinci komutanlığa terfi etti ve Batista rejimini deviren iki yıllık gerilla harekâtında önemli bir rol oynadı.[8]
Küba Devrimi‘nden sonra Guevara yeni hükûmette önemli roller oynadı. Bunlar arasında devrim

mahkemeleri sırasında savaş suçlusu olarak mahkûm edilenlerin temyiz ve idam mangalarını gözden geçirmek,[9] sanayi bakanı olarak tarımsal toprak reformunu başlatmak, ülke çapında başarılı bir okuma yazma kampanyasına öncülük etmek, hem Ulusal Banka’nın başkanı hem de Küba Silahlı Kuvvetleri‘nin eğitim direktörü olarak görev yapmak ve Küba sosyalizmi adına bir diplomat olarak dünyayı dolaşmak vardı. Bu pozisyonlar aynı zamanda, Domuzlar Körfezi Çıkarması‘nı (1961) püskürten milis güçlerinin eğitiminde ve 1962 Küba Füze Krizi‘nden önce Sovyet nükleer silahlı balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde merkezî bir rol oynamasını sağladı.[10][11] Guevara ayrıca üretken bir yazar ve günlükçüydü. Gerilla savaşı üzerine bir el kitabı olan La Guerra de Guerrillas ile gençliğinde gerçekleştirdiği kıtalararası motosiklet yolculuğunu konu alan ve çok satan bir anı kitabı olan Diarios de motocicleta eserlerini yazdı. Deneyimleri ve Marksizm–Leninizm üzerine çalışmaları onu, üçüncü dünya ülkelerinin az gelişmişliği ve bağımlılığının emperyalizm, yeni sömürgecilik ve tekelci kapitalizmin bir sonucu olduğunu ve tek çarenin proleter enternasyonalizm ile dünya devrimi olduğunu ileri sürmeye yöneltti.[12][13] Guevara 1965 yılında Afrika ve Güney Amerika’da kıtasal devrimleri başlatmak için Küba’dan ayrıldı; önce Kongo–Kinşasa‘da başarısız oldu, daha sonra Bolivya‘da CIA destekli Bolivya güçleri tarafından yakalanıp infaz edildi.[14][15]

Guevara, çok sayıda biyografi, anı, deneme, belgesel, şarkı ve filmle kolektif hayal gücünü beslemekte, hem sevilen hem de sevilmeyen bir tarihsel figür olmaya devam etmektedir. Ölümünün sonucunda, sınıf mücadelesi için şiirsel çağrıları ve maddi teşviklerden ziyade manevi teşviklerle yönlendirilen “yeni bir insan” bilinci yaratma arzusunun bir sonucu olarak, çeşitli sol hareketlerin önemli bir simgesine dönüşmüştür.[16] Buna karşılık, siyasi sağdaki eleştirmenleri onu otoriterliği teşvik etmek ve siyasi muhaliflerine karşı şiddeti onaylamakla suçlamaktadır. Mirası konusundaki anlaşmazlıklara rağmen Time dergisi onu “20. yüzyılın en etkili 100 kişisinden biri” olarak seçmiştir.[17] Alberto Korda‘nın Guerrillero Heroico adlı fotoğrafı, Maryland Sanat Enstitüsü tarafından “dünyanın en ünlü fotoğrafı” seçilmiştir.[18]

Genç Ernesto (sol), kardeşleri ve ailesiyle, 1944 dolaylarında, soldan sağa yanında oturanlarsa: Celia (annesi), Celia (kız kardeşi), Roberto, Juan Martín, Ernesto (babası) ve Ana María

Che Guevara Bolivya’da yakalanınca, onu kimin öldüreceği askerler arasında yapılan bir kura sonucu saptanır. Mario Teran’dır bu asker.
Tarih de, 9 Ekim 1967..

Daha sonra Che’nin cesedi bir helikopterin iniş takımlarına bağlanır ve özgürlükleri uğruna canını verdiği Bolivyalı yerlilerin üstünden uçurularak Vallegrande’ye götürülür. Cesedi buradaki bir hastanede küvete konarak basına gösterilir. Bir doktor tarafından elleri kesilerek bilinmeyen bir yere gömülür..
Efsanenin sona erdiğini ilan etmek için Che’nin cesedinin bağlanarak sergilendiği helikopter, 2 milyar dolarlık gaz ve 1 milyar dolarlık petrolün karşılığı olarak Gulf Petrol tarafından, Bolivya Başkanı Rene Barrientos’a verilmiştir. Tarihin gördüğü en zalim, en hırsız devlet başkanlarından biri olan Barrientos, bu helikopterle Bolivya’yı dolaşıp halka para saçmıştır. Diktatörün gökyüzünden yağdırdığı sadece para değildir. Helikopterden halka binlerce futbol topu da dağıtmıştır !..

“Che Guevara müthiş marihuana içerdi”
Propaganda gezilerinden birinde helikopter yine başkanın halka para dağıtması için alçalır. Tekrar yükselecekken tellere takılan helikopterin dengesi bozulur ve kayalara çarparak infilak eder.
Böylelikle, helikopteri her görüşlerinde akıllarına Che’nin cansız bedeninin yaptığı son yolculuk gelen yerlilerin laneti tutar ve paraları ile beraber yanan Barrientos’un zulmü de tedavülden kalkar !..
1997’de Bolivya’nın Vallegrande kenti yakınlarındaki bir uçak pisti kazılır. Topraktan, elleri olmayan bir insan iskeleti çıkarılır. DNA testleri, üstüne yıllarca uçakların inip kalktığı kemiklerin Che’ye ait olduğunu kanıtlar…”

Atatürk Mektup yazdı mı? Hayır. Aklı başında olan birisi için, Atatürk’ün Che Guevara’ya mektup yazdığı iddiası tarihsel olarak mümkün değildir.
- Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de hayatını kaybetti.
- Che Guevara, 14 Haziran 1928’de doğdu. Atatürk öldüğünde henüz 10 yaşındaydı.
Dolayısıyla Atatürk ile Che Guevara arasında yetişkin iki siyasi figür olarak mektuplaşma gerçekleşmiş olamaz. Atatürk’ün ona mektup yazdığına ilişkin güvenilir bir tarihî belge de tespit edilemiyor.
Hem Atatürk bu çocuğa neden mektup yazsın?
Sosyal medyada Atatürk’e atfedilen mektuplar dolaşabiliyor; bunların bir kısmı sahtekarlar tarafından hayal ürünü kasıtlı yapılmıştır.
SONUÇ: Che Guevara, bazıları için devrim ve direnişin sembolü olsa da tarihî sicilinde infazlar ve devrimci şiddet de vardır. La Cabaña’daki infaz süreçlerindeki sorumluluğu belgelenmiştir. Bu nedenle onu baskıcı devrimci şiddetin temsilcilerinden biri olarak nitelemek mümkündür.